Takvim

Şubat 2010
PztiSalÇrşPerCumCmtsiPaz
 << < > >>
      1
2345678
9101112131415
16171819202122
232425262728 

Linkler

  • Heavy Metal Video
  • Kiþisel  Yazýlar
  • özgür roman

Ilan

Anahtar kelime (taglar)

aforizma aforizmalar ahmet ümit Albert Camus ANOREKSİK BİR ASEKSÜEL Avcı Gracchus Aycan Saroğlu bir köpeğin araştırmaları Bir Köy Doktoru Bordo Siyah Yayınları Dava DÖNÜŞÜM dönüşüm hikayesi elif şafak Ernest Fischer "Franz Kafka" Evrim Tevfik Güney fatih uzuner Felice Bauer franz kafka Franz Kafka (Düzyazı - Tam) Kaynak: Akbaba - Babi Franz Kafka (Düzyazı - Tam) Franz Kafka - A Country Doctor Franz Kafka Aforizmalar franz kafka biyografisi franz kafka değişim hikayesi Franz Kafka DÖNÜŞÜM franz kafka hakkında franz kafka hakkında makaleler franz kafka kimdir franz kafka resimleri franz kafka öyküleri Franz Kafka-Dönüşüm Franz Kafka: Dönüşüm gregorsamsa Hakan Aksay intihar israil kafka kafka aforizmalar kafka aforizmaları kafka and bauer kafka and felice kafka biyografisi kafka dava kafka dönüşüm kafka dönüşüm hikayesi kafka eserleri kafka franz kafka kafka haberleri kafka hakkında kafka hakkında haberler kafka hayatı kafka hikayeleri kafka kimdir kafka kitapları kafka resimleri kafka sitesi Kafka ve Absurd Edebiyat kafka yazıları Kafka Yazınında Mekan Kafka'da Anlatım Tekniği Kafka'dan Alıntılar Kafka'nın Dönüşümü kafkanın hayatı kafkanın kitapları kafkanın porno merakı keder makale Mavi Oktav Defterleri max brod mehmet altan MEKÂN metafor Milenaya Mektuplar Mordecai Richler Nedim Gürsel Pakize Barışta porno Prometheus Puşkin ranz kafka reha muhtar star gazetesi taraf taraf gazetesi Taşrada Düğün Hazırlıkları - 102. Aforizma / Franz tel aviv Veysel Atayman www.franzkafka.0fra.com yazı Yüzyılın 100 Yazarıi

Arşivler

Şu anda kimler hatta?

Uye: 0
Ziyaretçiler: 2

Tema seçin



kafka

Anahtar kelime (taglar): "makale"

Kafka'nın Gözleri Hala Üzerimizde / Serdar Güney

James G. Ballard romanında, geleceğe ait bir dünyayı bugüne
yatırmıştır. Dikkat edilirse romanda bugün ve yarının kişiselleştirilmiş
olduğu göze çarpar. James Ballard arayışlar içindeki bir kişi olarak bugünün
dünyasını ve bu dünyanın insanını, Vaughan ise sona iyice yaklaşan, değişime
uğramış bedeniyle yarının dünyasını ve bu dünyanın insanını temsil eder.
Öyküde pop kültürünün bir fetiş simgesi olan otomobiller hem bir cinsel imge,
bir arzu nesnesi olarak, hem de insanların kendilerini aradıkları bir alan,
bir mabet olarak çıkıyor karşımıza.

Öykünün bir Kafkaesk olmamakla birlikte, Kafkaesk öğeler taşıdığı
söylenebilir. Şimdi bu öğelere bir bakalım:

1) Kafka'nın "Değişim"inde olduğu gibi "Çarpışma"da da öykü ana olayın
son aşaması şeklinde sunulur. Kafka'nın sıkça başvurduğu bir yöntemdir bu.
Gregor Samsa'nın bir böceğe dönüşümünü değil, bu dönüşümden sonraki halini
anlatır Kafka. Yine aynı şekilde "Dava"da Joseph K.'nın tutuklanışının,
"Şato"da kadastro memuru K.'nın köye varışının öncesini aktarmaz. Olayların
ilk bölümü hep ilk cümlede olur biter. "Çarpışma"da da aynı şekilde,
yabancılaşmışlık, soğukluk, tatminsizlik bize daha filmin başında verilir.
Yani esas "çarpışma" -insan teknoloji çarpışması- daha önce geröekleşmiş,
bireylerse yabancılaşma sürecini yaşamaya başlamışlardır.

2) "Dava"da Joseph K. içinden asla çıkılamayan labirent niteliğindeki
bir kurumla karşı karşıyadır. Kahramanımız bu çıkışsız labirentin çıkışını
ararken kişiliğini yitirir. O bulunamayan çıkışta ölüm onu bekliyordur.
"Çarpışma"da da aynı durum söz konusudur. İçinde yaşanılan sistem ve ilişkiler
yumağı öylesine karışıktır ki, dev bir labirenti andırır. Totaliterleşmiş
teknolojik iktidar tıpkı Kafka'nın romanlarındaki "bürokrasi" gibi
merkezileşmiş, kurumsallaşmış ve böylece çıkışı bir türlü bulunamayan, bulunsa
da bu çıkış hep ölüme açılan bir labirente dönüşmüştür. Nitekim Vaughan'ı
hikayenin sonunda ölüm beklemektedir -romanda bu şekilde biter hikaye- ve
kaçınılmaz olan da budur.

3) Joseph K. bir sabah ansızın odasına dalıveren, kim olduğu belirsiz
iki kişi tarafından sorgusuz sualsiz tutuklanır. Kahvaltısı kendisini
tutuklayanlarca yenir, elbiseleri didiklenir ve göz hapsine alınır. Yine
kadastro memuru K. da tıpkı Joseph K. gibi bir türlü yalnız kalamaz. Frieda
ile sevişirken bile iki kişi tarafından izlenir. Gregor Samsa ise, böceğe
dönüştükten sonra, ailesi tarafından rahatsız edilir. Çalıştığı kurumun
çarkını ifade eden saat tiktakları odasını kaplar. Samsa bu şekilde kendi özel
durumunu unutur ve "dışarı"ya ulaşmak için çabalar.

Bu çaba aynı zamanda "dışarı"nın, kendinde ulaşması içindir de. Çünkü
huzurun ancak dışarıda olduğu bir zamandır yaşanılan. Özel hayat böylece yok
olur. Kafkaesk'te önemli bir yer tutan, özel hayatın çiğnenmişliği teması
"Çarpışma"da da görülmektedir. Özel yaşam, pop kültür olarak izah edilebilecek
bir teknoloji fetişi kültünün adeta kurumlaşarak bireyin önüne geçmesi ve
üzerine çökmesiyle yok olmuştur. Bu, hikayedeki karakterlerin devamlı olarak
hem teknolojinin bireyi kapsamışlığını, hem de daralmış bir yaşam alanını
ifade eden otomobil içinde birbirleriyle yatmaları ve sonra birbirlerine
anlatmalarıyla aktarılır. Her şey, tüm özel durumlar göz önündedir. Saydamdır.
Hem de bir otomobil kazası kadar.

4) Kafka, "Değişim" romanında, yaşanılan sistemin çarkları arasında
-sosyolojik ve psikolojik anlamda- sıkışıp kendinden kopan, kendini yitiren,
özünden uzaklaşan bireyin uğradığı mutasyonu alegori yoluyla anlatmıştır.
"Çarpışma"da da buna koşut olarak, böyle bir dünyanın karakterleri anlatılır.
Burada da her "Çarpışma" aslında, yaşanılan sosyal ve psikopatolojik bir
rahatsızlığın ilerlemesinin, daha da ileri olarak, maddesel dünyanın tinsel
dünyayı çarpıtmasının ve bireylerin mutasyona uğramasının bir alegorisidir
anlatılan.

5) Kafka'nın kahramanları hep kendi yaşamlarının ürkünçlüğünde
kıstırılmışlardır. Gregor Samsa'nın hikayesindeki özü tıpkı Joseph K.'nınki
gibi kendi yaşamının ürkünçlüğünde gizlidir. Böceğe dönüşmüş bedeninin ve aile
ilişkilerinin trajikliğinin ürkütücülüğüdür bu. "Çarpışma"daki karakterler de
aynı konumdadır. Yaşamlarındaki ürküntü vericilik ve kıstırılmışlık, bedensel
çarpıklıklarla -Gregor Samsa'da olduğu gibi- ve otomobil imgesiyle sağlanır.
Bireylerin tüm yaşamı, bir otomobil içine ve bu otomobilin içindeki çarpık
bedenlerine sıkıştırılmıştır. Buradaki ürkünçlük Vaughan'ın sakat karısına,
otomobile binmesi için yardım eden oto satıcısının yüz ifadesinden tüm
dehşetiyle okunabilir. Onlar bu çarpıklık, sıkışmışlık ve ürküntü vericilikten
asla kurtulamayacaklardır. Tıpkı Gregor Samsa gibi.

6) Kafka'nın "KArar" adlı öyküsünde baba, bir tanrısal güç gibi,
oğluna kendini boğarak öldürmesini buyurur. Oğul da kendini bir ırmağa atar.
Bu, "Çarpışma"da teknolojik egemenliğin insan üzerindeki determinizminin bir
sonucu şeklinde ifade bulur. Öyküde adeta bir teknolojik tanrı,
kahramanların metalik iç sesi ve kendilerini cinsel hazlara gömerek
öldürmeleri yolunda dürtüleyen bir güç olarak, her cinsel ilişki ölüme yollar.
Her kaza, her cinsel ilişki birbirine koşut biçimde birer ölüme atlayıştır
aslında.

"Ölüme Atlayış" 20. yy'ın bir özeti niteliğinde adeta. Franz Kafka
daha bu yüzyılın başında bu "ölüme atlayışı" kendine özgü üslubu ve o müthiş
dehasıyla yazılarına konu etmiş; ölüme atlayış, onda, otoritenin
hükmediciliği, bu hükmedici karşısında insanın umutsuzluğu, dışlanma
korkusunun getirdiği konformizm, gerçeğin sanallaşması, "özel alan"ın yok
olması gibi konularla hayat bulmuştu. Günümüze baktığımızda da değişen bir
şeyin olmadığını, insanın kuşatılmışlığının ve yenilmişliğinin, daha da
arttığı, ölüme atlayışın sürdüğü görülmektedir. İşte, "Çarpışma"nın yazarı
James G. Ballard ve romanı sinemaya uyarlayan David Cronenberg de bizi, daha
da uç noktalara götürerek, "Artık kaçacak yerimiz kalmadı, aklımıza yenik
düştük," diyerek kendilerine özgü şoklarıyla uyarıyorlar. Ve sanki Kafka da,
kısacık yaşamının her anına egemen olan o ikircikli ruh halini yansıtan
kahramanlarıyla birlikte bir yerlerden bizi izliyor gibi.




Kafka'nın Gözleri Hala Üzerimizde, Serdar Güney (Düzyazı - Tam)
Fatih Uzuner · 247 görünüşler · 0 yorumlar
30 Eki 2008

Kafka'nın Kederi

Ahmet Ümit


Kafka, günlük yaşamın tekdüzeliğini olduğu gibi anlatmak yerine, sıkıcı gerçekliğin sınırlarını aşarak sembol ve imgelerden oluşan bir labirent yaratmıştır

Eş dost sohbetlerinde sıradışı yazarlardan söz açılınca, aklıma önce Kafka gelir. Bende bu düşünceyi yaratan Kafka'nın yazın alanında biricik olmayı başarmış, varolandan farklı bir tarz ve yöntemle metinler kaleme olması değildir. Daha çok onun metinlerinin satır aralarından sızan kederdir; anlamsız bir dünyanın ortasında koyulaşıp duran kül rengi bir keder. Belki Avusturya-Macaristan İmparatorluğu'nda bir Yahudi olmasından kaynaklanmaktadır bu keder; belki Yahudi olmasına rağmen kendini Yahudi gibi hissedememesinden.

Belki sağlıklı, iri yarı bir babanın çelimsiz oğlu olmasından. Belki genç yaşta onu kucaklayacak olan ölümü çok önceden sezinlemesinden. Belki de kendisi yazdıklarına inandığı halde, insanların yazdıklarının kıymetini bilmemesinden.



Gerçekten de Franz Kafka 3 Haziran 1924 yılında Viyana yakınlarındaki Kierling Sanatoryumu'nda kırk bir yaşında hayata veda ettiğinde hiç de tanınan bir yazar değildi. Ölümünden sonra da dostu Max Brod'un çabalarına karşın yazın dünyası, uzun yıllar Kafka'yla ilgilenmemiştir. Öyle ki, kitaplarının yeniden basımı, ancak siyonizm yanlısı Schocken yayınevi tarafından yapılabilmişti. Kitapların sürümü de pek çok güçlükle karşılaşmıştı.

Max Brod'unkiler dışında, Kafka hakkındaki ilk inceleme 1941'de Herbert Tauber tarafından Franz Kafka: Eserleri Üzerine Bir Yorum adıyla kitap olarak yayımlanır. Yine bir suskunluk dönemi başlar. Bu dönem, 1951'de Günther Andres'in Kafka Pro et Contra adlı, yankılar uyandıran incelemesine kadar sürer. 1951'de yazın dünyası, artık bu alışılmadık yazarı keşfetmiştir. O günden sonra Kafka ve yapıtlarının yükseliş dönemi başlar.

Çağdaş bir peygamber

Kafka ve yapıtlarının tanınmasında kuşkusuz, arkadaşı Max Brod'un büyük katkıları olmuştu. Ama bu katkılar için Kafka, Brod tarafından yanlış yorumlanmanın bedelini de ödeyecektir. Brod, Kafka'yı dinsel inançların savunucusu; Protestanların diyalektik tanrıbilimi, Kierkegaard ağırlıklı bir varoluşçu felsefe ve siyonist görüşlerin karışımı bir düşüncenin savunucusu olarak göstermişti. Böylece Kafka'nın yapıtlarının sanatsal işlevi sınırlandırılmış oldu. Brod'un Kafka yapıtları üzerine düşen gölgesi uzun yıllar sürdü. Daha sonra Kafka gündeme gelip de bağımsız araştırmalar yapılmaya başlanınca, Brod'un ağır ipoteği kalktı ve Kafka, yapıtlarıyla yazın tarihindeki yerini aldı.

Uzmanlar da tıpkı dostu Max Brod gibi onun yapıtları konusunda çok farklı değerlendirmelerde bulunmuşlardı. Kafka'yı tanrıbilimsel açıdan yorumlayanlar, onu toplumsal tıkanışa çözüm arayan çağdaş bir peygamber olarak adlandırırken, modernizmin temsilcileri, onu varoluşçu felsefe yöntemiyle dünyayı çözümleyen ve geleceği muştulayan bir yazar olarak değerlendirdiler. Marksistler ise Kafka konusunda iki farklı görüş geliştirdiler. Bir kısmı, onu kapitalizmin çöküşünün, çaresizliğin yazarı olarak tanımlarken, öteki grup Kafka'yı, Marks'ın 'meta fetişizmi'ne bağladığı 'yabancılaşma' olgusunu en iyi anlatan yazar olarak değerlendirdi. Ama hakkındaki değerlendirmeler ne olursa olsun Kafka, yaşadığı dünyaya karşı sorumluluk hisseden yazarlar kuşağındandı. Janouch, Kafka ile Konuşmalar adlı kitabında şunları söyler: "İnsanların çoğu bireysel sorumluluğunun farkında olmaksızın yaşarlar; bütün mutsuzluklarımızın asıl çekirdeği işte burada gibime geliyor... Günah, kendi öz görevi karşısında insanın gerilemesidir. Anlayışsızlık, sabırsızlık, ihmal: İşte günah bu. Yazarın görevi, bir kenara bırakılmış ve ölümlü olan şeyi sonsuz yaşama götürmek; rastlantıyı, yaşama uygun bir şeye dönüştürmektir."

Son nokta yok

Kafka'nın, sanatçıyı kendisini- böyle büyük bir misyonla görevlendirmesini dışarıdan bir kahramanlıkla, mazlum insanları kurtarmayı amaçlayan şövalyelik duygusuyla karıştırmamak gerekir. Kafka, bu yetersiz, bu çürümüş dünyanın bir kurbanı, cinayetlerin tanığı ve yargıcıdır. Kendisini ifade edebilmenin, benliğini koruyabilmenin belki de tek yolunun insanları aydınlatan bir yazar olmaktan geçtiğine inanmaktadır. Yani görevini, yalnızca başkaları için değil, aynı zamanda kendisi için de yerine getirmektedir.

Yaşadığı dönemde toplumun yetersizliğini, aşılması gerektiğini, yabancılaşmayı anlatan tek yazar Kafka değildi. Ama Kafka, yapıtlarını kurarken öteki meslektaşlarından oldukça farklı bir yöntem seçmiştir. Değişim'de Gregor Samsa'nın hamam böceğine dönüşmesi, Kayıp (Amerika)'da Karl Rossmann'ın arayışı, Dava'da Josef K'nın kaçış çabaları, Şato'da K'nın şatoya girme uğraşı yörüngesinde gelişen olaylar gerçekte olduklarından farklı anlamlar içerirler. Kafka günlük yaşamın tekdüzeliğini olduğu gibi anlatmak yerine, sıkıcı gerçekliğin sınırlarını aşarak sembol ve imgelerden oluşan bir labirent yaratmıştır. Kafkaesk diye adlandırılan bu labirent kurgusal bir yapı olmasına karşın günümüz gerçeklerini de çarpıcı bir biçimde yansıtır.

Kafka metinlerinin çok tartışılır olmasının bir başka nedeni de açık yapıt olmalarındandır. Belki de Hegel'in varoluşu sistemlendirme girişimine karşı çıkan Kierkegaard'ın etkisiyle yapıtlarını kapalı sistemler olarak kurmaz. Son noktayı bir türlü koymaz. Böylece okuru yapıtın oluşturulmasına katılmaya çağırır. Sözcükleri okuru uyarır, bilince, düş gücüne, duygulara seslenir, metindeki belirsizliği okurun gidermesini, öyküyü okurun biçimlendirmesini ister. Kafka'nın kullandığı simgeler farklı kültür ve farklı dünya görüşüne sahip gruplar üzerinde farklı etki uyandırır. Hakkında farklı yorumların çokluğu da bundan kaynaklanmaktadır. Ama tüm bu yorumlar, yapıtı yer yer açıklayabilse de sonuna kadar gidemez; Kafka'nın yapıtı hep açık kalır.

Bir çıkış yolu

Kafka'nın hâlâ güncel olmasına gelince, bu konuda da oldukça farklı görüşler vardır. Kimileri onun anlattığı sorunsalların hâlâ geçerli olmasına bağlar bu durumu. Gerçekten de insanlık henüz yabancılaşma sorunsalını aşamamıştır. Hatta daha beter bir durum söz konusudur. Günümüz tüketim toplumlarında "meta fetişizmi"nin en parlak günlerini yaşadığı, konfor duygusunun insanın tinsel dünyasını öldürdüğü, Kafka'nın anatemalarından biri olan bu konunun hâlâ gündemde olması nedeniyle yazarın ve yapıtlarının hâlâ güncel olduğu rahatlıkla söylenebilir. Bu görüş doğru olmakla birlikte eksiktir. Çünkü Kafka bir sanatçıdır. Onu yalnızca yapıtlarının içeriği ile değerlendirmek yanlış olur. Kafka, söyleyeceklerini sanatsal bir biçim içinde iletir. Bir sanatçının akıl ustalığı ve değeri, seçtiği içerikten çok kurduğu estetik yapıda saklıdır. Söyleyecekleri bu yapıda içselleşmektedir. Kafka'yı ve yapıtlarındaki içeriği zamanın yıpratıcılığına karşı koruyan, işte bu güzel ve farklı olan biçimdir. Aksi taktirde, Kafka'yı yabancılaşma konusunu çok daha kapsamlı olarak anlatan, hatta daha da ileri giderek çözümler öneren filozoflarla kıyaslamak gerekirdi ki, bu da bir ozanla bir bilim adamını kıyaslamak kadar saçma olurdu.

Hiç kuşku yok ki, Kafka'nın güncelliğini yitirmemiş oluşu, onun yaratma gücünde saklıdır. Bu büyük ozan, sembol ve mitlerle günümüz dünyasının bir benzerini yaratmıştır. Kafka'nın yarattığı dünya, bizim dünyamızın bir aynasıdır. Belki görüntü biçimleri deforme edilmiştir, ama içerik gerçek dünya ile tıpatıp aynıdır. Aynı tarzı resimde Picasso, müzikte Stravinski'de görürüz. Geçmiş sanat biçimlerinin özümsenmesinden doğan yeni ve hiç kullanılmamış biçimler yaratmaya doğru coşkulu atılım duygusu. Belki de Kafka'nın simgeleri yaşanan olayların içeriğine daha uygun biçimlerdir. Bu anlamda tüm alçakgönüllülüğüne karşın, Kafka'nın doğadan da, tarihten de daha iyi bir tasarımcı olduğu bile söylenebilir. Kafka'nın dünyasına girdiğimizde, devletin, ailenin, şirketlerin, resmi ve özel kuruluşların karşısında benliği ve istekleri gözardı edilen insanla karşılaşırız, her türlü olumsuzluğa karşın hâlâ bir çıkış yolu arayan, umuda bir inanç gibi sarılan insanla. Kafka, bu evrensel gerçekliğin şiirini sunar bize.

Yazımın başında bahsettiğim gibi, Kafka, kırk bir yaşında hayata veda ettiğinde hiç de tanınan bir yazar değildi ama kendisi farkına varmasa da bu kısa süreye daha önce benzeri olmayan yapıtlar sığdırarak, kendisi gibi 1880 yılının başlarında doğmuş; Stravinski, Webern, Bartok, Apollinaire, Musil, Joyce, Picasso, Brague gibi sanatta büyük değişimleri gerçekleştiren yenilikçiler kuşağının arasında yer almayı başardı. Az iş değil. Yine de insan, keşke sağken kendisi de görebilseydi demeden edemiyor.


Radikal
16/06/2006
Fatih Uzuner · 195 görünüşler · 0 yorumlar
25 Eyl 2008